Bizim 2022’de hedefimiz, ihracatta tekrar eski rakamları yakalayıp, onu küçük oranlarda geçmeyi başarabilmek. 2023 için biraz daha büyük hedeflerimiz var. Hala fuarların nadir olarak gerçekleştiği bu dönemde Coimex’in, müşteriye ulaşmada bizim için kıymeti çok büyük çünkü ihracatımızı artırmamızda bize katkıda bulunuyor.

Üyelerimizden Agrorev’in CEO’su Can Şatvan ile WorldFood Fuarı’nda keyifli bir röportaj yaptık. Uzun yıllar süren Ar-Ge çalışmalarının ve birçok araştırmanın sonucunda kusursuzlaştırılan REV metodu ile üretilen Agrorev ürünleri, kurutulmuş gıda segmentinde gurme ve niş üretimler yapıyor. REV tekniğiyle tamamen doğal ve sağlıklı kurutulmuş sebze, meyve üreten ve bu ürünleri pakete sokan Agrorev, Knorr işbirliğinde sağlıklı atıştırmalıklar üretiyor. Doğal ve sağlıklı kurutulmuş gıda atıştırmalıkları üreten Agrorev’in CEO’su Can Şatvan ile başarısının sırrı hakkında konuştuk.

Can Bey, sizce başarılı dış ticaretin sırrı nedir? Bu konuda bize, klişelerin ötesinde, şaşırtıcı, çarpıcı tavsiyeleriniz var mı?

Can Şatvan (CŞ): Başarılı bir dış ticaretin sırrı dünyadaki trendleri, ihtiyaçları ve ticaretin gittiği yeri doğru bir şekilde takip edip, bunlara yatırım yapıp, tüketiciye doğru ürünü ulaştırmaktan geçiyor. Tüketicinin ihtiyaçlarını, isteklerini doğru duyup, tüketicinin bu istek ve ihtiyaçları yönünde çalışmalar yapıp ona istediği şeyleri ulaştırmak gerekiyor. Dış ticarette, sürdürülebilirlik çok önemli. Sürdürülebilirlik üzerine ne yapabiliriz diye düşünüp araştırmalar yaptığımızda, dünyadaki en verimli kurutma teknolojisine ulaşıp, Türkiye’de bu tesisi kurduk. Böylece hem Türk çiftçisine katkıda bulunup hem de dünyaya sürdürülebilirlik konusunda katkıda bulunmayı istedik. Biz bu düşünceyle, inançla ve ihtiyaçla yola çıktığımız için dış ticarette başarılı oluyoruz. 

Knorr gibi büyük bir firmayla çalışmaya başlamanız nasıl oldu, hikayesini bizimle paylaşır mısınız?

CŞ: Knorr mevcut ürün gamından dolayı tüketicinin gözünde, koruyucu madde ağırlıklı ürünler sunan bir firma olarak biliniyordu. Ve Knorr, tüketici gözündeki bu algıyı değiştirmek istiyordu. Bu algıyı değiştirmek için de yeni bir ürün ve kategori arıyordu. Bir araya geldik.  %100 doğal, koruyucusuz, yağsız ve katkı maddesiz ürünler ürettiğimiz ve dünyadaki trend, sağlıklı atıştırmalıklara doğru gittiği için Knorr bizimle birlikte çalışarak, kendi markası üzerindeki bu algıyı değiştirmek istedi. İki taraf ne kadar istekli olsa da, çok kolay bir süreç değildi. Kalabalık ekiplerle yaklaşık 1,5 yıllık karşılıklı Ar-Ge, ürün seçimi, titiz çalışmalar ve seçimler yaparak çalıştık. Ürünü, en güzel hale getirmek için çaba gösterdik.  

Agrorev’i sıfırdan nasıl büyüttünüz? Hangi hayal ile yola çıktınız? 2022 dış ticaret hedefleriniz ne?

CŞ: Belki klişe olacak ama sabır ve çok çalışmayla oldu. Bunu yaşayarak gördük. Agrorev’i 2015’de kurduk. 2016’da satışa geçmeyi hedefliyorduk ama gerçek anlamda satışa geçmemiz 2017 yılını buldu. Bunun nedeni en baştaki planların, planlandığı gibi gitmemesi oldu. Tüketiciye bizim de yemek isteyeceğimiz, gururla satacağımız ürünleri ulaştırabilmek için 2 yıl hiç satışa çıkmadan sadece ARGE çalıştık. Tüm ekip, bunun üzerinde çalıştık. Hala çekirdek ekibimiz şirkette devam ediyor, hiç bozmadık. 2 yıllık Ar-Ge sürecinin sonunda  satışa başladık. Satış yapmadan 2 yıl hiç satış yapmadan Ar-Ge çalışmak, her gıda firmasının yapacağı bir şey değildir. Biz o dönemde sadece ürünü kusursuzlaştırmaya yöneldik ve bunun için çok uğraştık.

2022 hedefleriniz neler?

CŞ: Daha mütevazi hedeflerimiz var. Pandemi sürecindeyiz ve yeni yeni normalleşiyoruz. Pandemi sürecinde ihracat yapan firmaların en büyük problemleri; bu dönemde lojistik kanalları kapandığı için lojistik sorunu ve müşteri kaybı oldu. Normalleşme sürecinde bu müşteriler geri geldi mi? Hayır birçoğu geri gelmedi. Çünkü müşterilerimiz de, bu zorluklar yaşanırken hayatta kalmak için kendilerine lokal çözümler bulmak zorunda kaldı. Normalleşme başladıktan sonra da, lokal çözümleriyle devam ettiler. Bu yüzden bizim 2022’de hedefimiz, ihracatta tekrar eski rakamları yakalayıp, onu küçük oranlarda geçmeyi başarabilmek. 2023 için biraz daha büyük hedeflerimiz var. Hala fuarların nadir olarak gerçekleştiği bu dönemde Coimex’in, müşteriye ulaşmada bizim için kıymeti çok büyük çünkü ihracatımızı artırmamızda bize katkıda bulunuyor.

Bir süredir dış ticaret camiası küresel konteyner krizini konuştu. Bu kriz sizin işlerinizi nasıl etkiledi? Bununla ilgili siz nasıl bir çözüm buldunuz?

CŞ: Bu süreçte konuştuğumuz konteyner krizi, ihracat yapan herkesi etkiledi. Hala da etkilemeye devam ediyor. Konteyner fiyatları, son 1-1,5 yıl içinde 2-3 katına çıktı. Çözüm olarak; müşterilerimizle iyi iletişimle ve karşılıklı anlayışla bu süreci rahat geçirmeye çalıştık. Müşterilerimizle, maksimum destekte ve maksimum iletişimde kaldık. Taşıdığımız ürün özellikle private label’da, konteyner içinde paketli ürün olduğunda, ürünlerin paketlerinin çoğu hava olduğu için navlun ücretleri bizim için çok önemli bir masraf kalemi oluyor. Konteyner fiyatlarının bu kadar artmasına rağmen biz yine de müşterilerimizi elimizden geldiğince destekleyip, fiyatlarımıza yansıtmamaya çalışıyoruz.

Dış ticaret yaparken, dijitali nerelerde kullanıyorsunuz? Nelere önem veriyorsunuz?

CŞ: Dış ticarette, tüm B2C kanallarını, pazar yerlerini kullanmaya çalışıyoruz. Ama şu an, çok B2C bir dünyada yaşıyoruz ve dünya, buna entegre olmuş durumda. Ama bir üretici olarak, B2B tarafı bizim için çok daha heyecan verici. B2B düzleminde daha önce küçük dijital deneyimlerimiz olmuştu ancak çok ciddi değildi. İlk ciddi deneyimimizi Coimex ile yaşıyoruz. Önceden B2B’de Alibaba’yı denedik ancak memnun kalmadık. Şimdi Coimex’ten memnunuz.

Pandemi sürecinde dijital kullanım artarken, sizin bulduğunuz dijital çözümler neler oldu?

CŞ: Pandemiye kadar ağırlıklı olarak private label satış stratejisiyle ilerledik. Pandemiyle beraber dünya, ciddi bir dijitalleşmeye girdi. Bizim de hayatta kalabilmek için kendi çözümlerimizi yaratmamız gerekti. Bu yüzden kendi markamızda, dünyaya entegre olabildiğimiz kadar tüm dijital mecraları, B2C tarafında kullanmaya çalıştık.

Potansiyel bir müşterinizin kurutulmuş meyve satın alma ihtiyacı olduğu anda sizin bundan haberiniz olsa, bunun ticaretinizi yapmada etkisi ve önemi ne olurdu? 

CŞ: Biz konvansiyonel olarak tanımlayacağım kuru meyve işi yapmıyoruz. Yani alışık olduğumuz kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm gibi bir iş yapmıyoruz. Daha niş, daha gurme ve daha rafine bir pazara çalışıyoruz. Bu yüzden de müşterilerin bizi bulmasından ziyade biz müşteri bulmaya çalışıyoruz. Potansiyel müşteri bizi anlık olarak ve ihtiyacı olduğunda bulabilseydi, bu bizi çok rahatlatırdı. Biz de, müşteri aramaya harcadığımız zamanı şirketi ileriye taşıyacak başka konulara ayırırdık. Bu da bize ciddi bir zaman kazandırırdı.

Elinizde sihirli bir değnek olsaydı, dış ticarette hemen şimdi neyi değiştirirdiniz?

CŞ: Elimde sihirli bir değnek olsaydı, organik kuru meyve ve sebzelerin faydalarını anlatmayı ve müşterilerin bunu anlamalarını sağlardım. Çünkü en çok zorluk çektiğimiz konu, potansiyel müşterilerimize nasıl farklı ve faydalı olduğumuzu anlatmaktan geçiyor. Çünkü kuru meyve denildiği zaman tüketicinin aklına bizim yaptığımız iş pek gelmiyor. Elimde sihirli bir değnek olsa, müşterilerin ve tüketicilerin bizim tam olarak ne yaptığımızı anlamalarına çalışırdım. 

Bize fuar zamanında vakit ayırdığınız ve sorularımızı cevaplandırdığınız için çok teşekkür ederiz Can Bey.

Röportaj: Figen Karaaslan

Comments are closed.